/ culture

Arcane: League of Legends evrenini daha iyi bir yere taşıyan dizi

Arcane; göz kamaştırıcı animasyonu, siyaseti, etiği ve çok daha derin hikâyesiyle LoL evrenini genişletti.

Arcane: League of Legends evrenini daha iyi bir yere taşıyan dizi

Arcane fenomeninden bahsetme vakti geldi: Nedir bu? Neden bu dönemin olmazsa olmazları arasına girdi? Bir soru daha: Felsefi ve politik arka planı çağımızla nasıl bir ilişki kuruyor? Ama bunları cevaplamadan önce dizinin önerdiği evrenin kaynak malzemesine giriş yapmamız gerek: Efsanevi, sevilen ve nefret edilen League of Legends'tan bahsediyoruz.

Ergenlik öncesini ya da ergenliğini 2010'larda yaşadıysan, geleceğini belirleme gücüne sahip bir anı mutlaka yaşamışsındır; birinin sana şunu sorduğu an: Kanka, bi LoL atalım mı? Bu sorunun ardından iki tür insan ortaya çıktı: Birkaç maç oynayıp oyuna ısınamadığı için bu kaderden kaçabilenler (bizler) ve SONSUZA DEK esir düşenler.

Arcane fenomeninden bahsetme vakti geldi: Nedir bu? Neden bu dönemin olmazsa olmazları arasına girdi?

League of Legends Ekim 2009'da Riot Games tarafından geliştirilerek bu dünyaya ayak bastı. Yaratıcıları Brandon Beck ve Marc Merrill, oyunu geliştirirken Warcraft III'ün Defense of the Ancients (DotA) haritasından ilham aldı. LoL, free-to-play bir çevrimiçi çok oyunculu savaş arenası oyunu; yani bir arenada aynı anda bir sürü insanla kapıştığın bedava bir oyun. Gerçi o kadar da bedava değil: Bazılarına göre bedelini ruhunla ödüyorsun. Dinamiği basit: Oynanabilir karakterin olacak bir şampiyon seçiyorsun, diğer oyuncularla takım kuruyorsun, 5'e 5 oynuyorsunuz ve amaç arenada ilerleyip düşmanın üssünü yok etmek. Şu anda oynanabilecek 170'ten fazla şampiyon var.

Reddit'ten araklağım bir tier list

LoL ne kadar önemli? Son yıllarda bir taşın altında yaşadıysan bilmen gerekir ki LoL; Minecraft, Fornite ve Counter Strike ile birlikte dünyanın en büyük PC oyuncusu kolektif deneyimlerinden biri. Tahmini eşzamanlı oyuncu rekoru Şubat 2022'de, aynı anda oynayan 14 milyon kişiyle kırıldı. İstisnasız hepimiz en az bir League of Legends oyuncusu tanıyoruz. Bu oyun aynı zamanda son derece profesyonelleşmiş durumda ve tüm eSporlar içinde en önemlisi. Devasa bir profesyonel oyuncu kitlesi, neredeyse dünyanın her ülkesinde ligleri, iyice oturmuş bir rekabet ekosistemi ve üstüne bir de bir video oyunu turnuvasındaki eşzamanlı izleyici rekoru var: League of Legends Dünya Şampiyonası finali (Worlds 2024) 6,94 milyon izleyiciyle bir zirveye ulaştı (hem de Çin'deki yayın platformları hariç). Bu kadar kitlesel olmasına rağmen, 2010'larda kendini LoL oyuncusu olarak tanıtmak doğrudan dışlanmaya mahkûm olmak demekti. Ama işler değişti.

15 Ekim 2019'da, oyunun çıkışının onuncu yıl dönümünde Riot Games, oynanabilir iki ikonik karakter üzerine bir animasyon dizisi geliştirdiğini duyurdu. Bu haber o dönem hem büyük beklentiler hem de bir sürü muhalif yarattı; çünkü iş video oyunlarının görsel-işitsel uyarlamalarına gelince inanmayanlar hep olur, gerçi bu güvensizliğin hem tarihsel hem de ampirik açıdan sağlam gerekçeleri var.

Arcane

Milyonlarca fanatik hayranı olan bir kaynak malzemeden uyarlama yaptığında ya devasa bir halt yersin ve bunun sonucunda bütün sosyal medyada milyonlarca gönderiye dökülen nefret şelaleleri, bombalı mektuplar ve ailene yönelik tehditlerle karşılaşırsın ya da işi DOĞRU yaparsın. Ve bu büyük bir riskti, çünkü LoL topluluğu pek de barışçıl topluluklardan sayılmaz.

Bu oyun üzerine bir dizi geliştirirken karşılaşılan bir başka zorluk da kanon malzemeydi: LoL'ün aslında bir hikâyesi “yok”; evet, bir dünyası var, her karakterin kendi diyalog repliği var (aralarında başka bir karakterle özel bir ilişkiyi ima edebilecek birkaç tane de var, dikkat, burada spoiler var) ve kökenlerini biraz anlatan bir tablo da var, ama bunlar oynanışı belirleyen unsurlar değil. Üstelik daha önce de dediğim gibi, oyunda 170'ten fazla oynanabilir karakter var. Bir diğer sorun da anlatısal bir denge kurmaktı: Oyunun kıdemli bir oyuncusu evrene yapılan göndermelerin tadını çıkarabilmeli, ama hiç oynamamış sıradan bir izleyici de izlediğini anlayabilmeliydi.

Neyse ki Arcane ezici bir başarı yakaladı, ama neden?

Arcane, Fransız-Amerikan ortak yapımı bir macera ve dram animasyon dizisi; fantastik bilimkurgu, steampunk ve transhümanizm muhteşem bir şekilde harmanlanıyor. Sanatsal üslubu düpedüz harika: 3D animasyonu, belirgin bir Art Nouveau ve Art Déco esintisi taşıyan, elle boyanmış tablolara benzeyen arka planların üzerine işliyor.

Arcane'in yapımını üstlenen animasyon stüdyosu Fortiche Production'dı. Bu stüdyo, dizinin hayata geçirilme vakti gelene kadar Riot Games'le ara sıra grafik ve görsel-işitsel içerik konusunda iş birliği yapan küçük bir şirketti. Arcane'in geliştirilmesi yaklaşık 6 yıl sürdü; Fortiche, animasyon sürecinin o kadar detaylı ve titiz olduğunu açıkladı ki bir animatör yalnızca yarım saniyelik bir görüntüyü tamamlamak için koca bir gün harcayabiliyordu. Dizi tek seferde yayınlanmadı; her sezon üçer bölümlük üç perdeye bölündü ve art arda gelen haftalarda yayınlandı: İlk sezon Kasım 2021'de, ikincisi Kasım 2024'te.

Dizinin estetik dünya kurgusu bizi 19. yüzyılın Sanayi Devrimi'ne ve Viktorya dönemine, yani kapitalizmin sosyoekonomik model olarak yerleşmesinin ilk dönemlerine ve sonuçlarına götürüyor. Dizideki mimari, büyük bir görsel şölen olmasının yanı sıra anlatıya da destek olarak kullanılıyor. Her detayı fark etmek için belki birkaç kez izlemen gerekebilir, hele ki (naçizane ben gibi) kılı kırk yaran bir baş belasıysan.

Transhümanist steampunk bilimkurgu

Peki Arcane neyi anlatıyor? (Oynanabilir karakterler olan) iki kız kardeşin, Powder ve Vi'ın, birbiriyle çatışan Piltover ve Zaun şehirlerindeki hayatlarını takip ediyoruz. Dizinin anlatısını üç eksene ayırabiliriz: eşitsizlik ve iktidar sorunları, büyü ile teknoloji ikiliği ve transhümanizmin etik sınırlarına dair tartışma.

Kız kardeşler Vi ve Powder.

Arcane distopik steampunk türüne giriyor, çünkü bu dünyada teknolojik ilerleme toplum için felaket sonuçlar doğuruyor. Arcane'in sosyopolitik önermesi radikal ve bize bir sistemik eşitsizlik hikâyesi anlatıyor: Bir şehir diğerini sürekli bir boyunduruk altında yaşamaya mahkûm ediyor ve bu da kaçınılmaz olarak bitmek bilmeyen şiddetli iç savaşlara yol açıyor.

Piltover, akademisi ve bilimsel ilerlemeleriyle tanınan müreffeh bir şehir; yeraltındaki karşılığı Zaun ise yoksulluk, suç ve kimyasal kirlilikle damgalanmış. Zaun'un şeffaf biçimde örgütlenmiş merkezi bir otoritesi yok; büyük ölçüde Piltover'ın askerî müdahalesiyle ayakta duran kırılgan bir toplumsal denge var. Bu eşitsizlik, sakinlerin öznelliklerini öyle bir şekillendiriyor ki şehirler onların hayatlarını, hayallerini ve kaderlerini silip süpürüyor. Arcane hem güzel hem acımasız; hatta “what if?” klişesiyle bile oynuyor: Geleceği başka türlü inşa etseydik ne olurdu? Kaderimiz başka olsaydı ne olurdu?

Bu eşitsizlik, sakinlerin öznelliklerini öyle bir şekillendiriyor ki şehirler onların hayatlarını, hayallerini ve kaderlerini silip süpürüyor.

Bu distopya önermesinde dikkat çeken bir başka şey de Arcane'deki eşitsizliğin ırkçılık ya da cinsiyet/toplumsal cinsiyet ayrımcılığı gibi unsurlara dayanmaması; dizi bu engeli aşıyor ve muhtemelen bu tercih sayesinde çok ilginç karakterler yaratabiliyor, mesela kimsenin lezbiyen olduğu için (ya da faşist olduğu için) ayrımcılık yapmadığı faşist bir lezbiyen gibi.

Büyü ve bilim ikiliğine gelince, Arcane'in olay örgüsü Hextech adlı yeni bir teknolojinin geliştirilmesi ve sonuçları etrafında dönüyor. Bu ilerlemeleri, dizinin en derin ilişkilerinden birini kuran iki karakter daha yönlendiriyor: Jayce ve Viktor (onlar da LoL'de oynanabilir karakterler, gerçi Viktor dizi için yeniden kurgulandı). Arcane'de büyüye Arcane deniyor; çok tehlikeli sayılan gizli bir güç, ama aynı zamanda dünyanın doğasının yaratıcı kuvveti. Bazıları Arcane tarafından dokunulmuştur, bu da onların bu gücü doğal bir şekilde kanalize etmesini sağlar; ama geri kalanlar için bu güce yaklaşmaya çalışmak yıkıcı bir şey. Jayce ve Viktor bu büyülü enerjiyi bilim yoluyla dizginlemeyi başarıyor ve Hextech kristallerini yaratıyorlar, ama bu manipülasyon onlar için bir lanete dönüşüyor. Arcane bizi, mistik güçlerin teknolojik, siyasi ve askerî bir kaynağa dönüştürülerek araçsallaştırılmasından doğan bir çatışmaya sürüklüyor.

Jayce ve Viktor.

Dizi teknolojik tekillik sorununu da ele alıyor: Hextech basit bir bilimsel araç olmaktan çıkıp öğrenme ve kendini geliştirme yetisine sahip, organik olana geri dönmeye çalışan ve büyük sorunlara yol açan bir varlığa dönüşüyor. Bu, teknolojik iyimserliğin nasıl kendi eliyle yol açılmış bir kıyamete dönüşebileceğinin hikâyesi; hele bir de onu bulandıran ve alçaltan düşmanlıklarla iç içe geçmişse. Yine de çatışmalarına rağmen bir çözüm arayan karakterler sunarak umut da veriyor; ilerlemenin kaldırımından kendilerine fırlatılan parçaları toplayıp her şeye rağmen ve her şeye karşı bir yarın inşa etmeye çalışan karakterler.

Ama bu sorunlar karşısında alınan her karar acıtıyor. Arcane'in her karakterinde psikolojik çatışma farklı biçimde kendini gösteriyor ve bu da hikâyeye pek çok nüans katıyor. Bu hikâyenin final bölümü belirgin bir transhümanist ruh taşıyor: Olay örgüsü boyunca insan bedeninin kırılganlığı ve etin adaletsizlikleri karşısında birçok karakter insani sınırları ne pahasına olursa olsun aşmaya çalışıyor; önce uyuşturucularla, sonra protezlerle, implantlarla ve mutasyonlarla, ardından da acıyı kesin olarak ortadan kaldırmaya girişerek. Ama daha fazla spoiler vermek istemiyorum.

Arcane'in finalinin aşkın bir ufuk mu yoksa uzlaşmacı bir kaçış mı sunduğunu bilmiyoruz; hatta onu, sonunda naif bir merkezciliğe düşen bir devrimci önerme olmakla suçlayanlar bile var. Hiç fikrim yok, ben bayıldım (yine de tartışmak istediğim şeyler var). Ama Arcane'in görsel-işitsel önermesinin, dünyanın dört bir yanında milyonlarca karşıtı olan (hâlâ da var) ve bir ranked'de lafa girersen seni öldürmeye hazır bir fanatik sürüsüne sahip, yerden yere vurulan LoL'den doğmuş olması bana neredeyse saçma, bir mucize ve her şeyden önce müthiş bir emek gibi geliyor.

Her şeyin baştan aşağı slop, yeniden uyarlama, remake ve benzerlerinden ibaret olduğu bir dönemde Arcane anlatıya, animasyona, senaryoya, karakter inşasına ve dünya kurgusuna müthiş bir tazelik getirdi.

Bu, o hayranlara büyük bir sevgi ve saygıyla yapılmış bir uyarlama; öyle ki senaristler Christian Linke ve Alex Yee, alınan kararlar hakkında fikir almak için Reddit üzerinden dizinin takipçileri ve LoL oyuncularıyla etkileşime giriyordu. Her şeyin baştan aşağı slop, yeniden uyarlama, remake ve benzerlerinden ibaret olduğu bir dönemde Arcane anlatıya, animasyona, senaryoya, karakter inşasına ve dünya kurgusuna müthiş bir tazelik getirdi. Yaptığı işi seven bir avuç kafayı yemiş insanın tutku ve yeteneğiyle ortaya çıkmış bir yapım. Ekranda geçen her dakikaya değer, hatta 18 bölümün az olduğunu bile söyleyebilirim. Bu dönemin olmazsa olmazlarından biri. Neyse ki evreni genişletecek bağımsız hikâyeler geliştiriliyor, ama henüz yayın tarihlerine dair bir onay yok.

Kapanışta çok önemli bir soruyu yanıtlayayım: Arcane'i izlemek için LoL'de Elmas olmak mı gerekiyor? Cevap HAYIR; yani izlemediysen hemen şimdi koş izle, izlediysen de kapışmak için seni bekliyorum.

Bu yazıyı PowerGym'deki hocam Lucas'ın tavsiyeleri olmadan yazmak çok zor olurdu: spor yapmak gibi bu kadar sıkıcı bir şeyi benim gibi bir ucube için bir sığınağa dönüştürdüğün için teşekkürler. Bir de bitmek bilmeyen dizi ve film maratonları için Juan, Facu ve Agus'a teşekkürler.
Sumate a 421 →